Bu düzenin tüm parçalarıyla, en küçük kırıntılarına kadar yanması, yerle bir olup yıkılması umudu. Bu umut; dünyanın, düzenin aydınlığındaki karanlıktır. Gün ışığında saklı gölgedir. Ama bir o kadar da bizim gibi düzen karşıtları için karanlıklardaki aydınlıktır o. Işıksız bir yıldızın ışığı; renksiz dünyanın rengidir. Düzen ve onun parazitleri her zihni öylesine işgal etmiştir ki bırakın düzenin sonunu umut etmeyi, hayal etmek bile bir külfettir bilinç için. İman, bu hakiki umut! Oralarda bir yerde tamamiyle özgür bir varlığın varolduğu ve insanın tüm gizil özelliklerini tamamladığı umudu; bir gün insanın kendini geri tutan tüm zincirlerini kırabileceği umudu - kelimenin tam anlamıyla özgürlük isteği - belki de O varlığın her insanın vicdanına farkedilmeksizin yerleştirdiği kendi varlığıdır. İşte biz böylesi bir umuttan bahsediyoruz. Biz böylesi bir duygunun müptezelleriyiz. Biz böylesi bir yıkımın zebanileriyiz. Ey Prometeus, dindir acını. Dindir acını ey ebeden azap çeken! Çünkü kurtulacaksın zincirlerinden, yakındır o gün. Ey İsa, ey Büyük Öğretmen, at bir kenara çarmıhını! Egemenliğinin günü yakındır. Yakındır geleceği söz verilen ve yakındır gönüllerce kesinliği bilinen.
The Dialectical Rationalist program is Concrete Ecstasy.
Comments
Post a Comment